Ana içeriğe atla

Putperestlik Bitti mi? Bölüm 07

 


Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır.

The Matrix üçlemesinin son filminde Neo ile Kahin arasında geçen konuşmada, Kâhin’in Neo’ya söylediği söz.

Son günlerde “Nasıl başladı / nasıl gidiyor” ismiyle bilinen bir fotoğraf ikilisi paylaşım akımı var. Kimi kullanıcılar da aynı şekilde “Nasıl başladı / nasıl bitti” şeklinde bu tür paylaşımlar yapıyor.            

Nasıl başladığını ve nasıl gittiğini zaten geride bıraktığımız altı adet yazıda sizlerle paylaştık.

Ama nasıl biteceğini hiç konuşmadık diyebiliriz.

Başlangıcı anlatırken cahiliye dönemi Arap putperestliğine atıf yapmış, benzerlikleri ve farkları anlatmıştık. Arap putperestliğinin başlangıcını henüz okumadıysanız, mutlaka okuyun.

Nasıl biter? Bu konuda da yine Arap putperestliğinin nasıl bittiğine bakarak yol haritasını görebiliriz.

Hz. Muhammed açıktan tebliğe başlamadan önce sayıları çok olmayan küçük guruplarla birlikte sohbetler ediyordu. Yaşanan zulüm düzeninden zarar gören, ezilen insanlara yardım eli uzatıyordu. Her zaman her yerde ve her durumda doğruyu söylüyordu. Böyle yapmak tek yoldur. Çünkü hiçbir zulüm yalansız yükselemez. Yükselen zulmün tek ilacı da güzel ahlak ve kararlı duruştur. Bu konuda istediğiniz kadar örnek sayabilirim. Okuduğunuz masalları, izlediğiniz filmleri, duyduğunuz gerçek hayat hikâyelerini hatırlayın. Mutlaka aklınıza atasözleri gelecektir. “Haramın kalesi olmaz, Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” ve pek çok atasözünün bize anlattığı şey şudur : “Zulm İle Abat Olanın, Ahiri Berbat Olur” yani zulüm ile yükselen, sonunda sonu kötü olur.

Şu anda yaşadığımız ortamda neler oluyorsa, daha azı da Cahiliye döneminde, Hz. Muhammed’in tebliğ yaptığı dönemlerde oluyordu. İçinde bulunduğumuz zaman dönemi içinde gerek yalanlarla, gerek tehditlerle, gerek bireyleri korkutarak yükselen ve yükselmekte olan bir kesim var. Sokaktaki başıboş sokak köpeklerini paravan olarak kullanan ve bu işleri ekonomik gelir kazanmak için kullanan bir kitle var, kurdukları şer örgütleriyle korku salan bir kitle var. Yani bir zulüm örgütü var. Her yere yayılmış şekilde hücre yapılanması ile çalışan, ama birileri bir yerde düğmeye bastığında eş zamanlı ve birlikte hareket eden bir kitleden bahsediyoruz. Bir yerde bir köpek, başka bir köpekle kavga ederek yaralandığında “ bunu insanlar yaptı” diye yalan söyleyen bir kitle var. Bir köpek bir insana saldırıp yaraladığında “Mutlaka köpeğe bir fenalık yapmıştır da, köpek kendini korumuştur” diye ve görmediği bir olay hakkında peşin hüküm verip yalan söyleyen bir kitle var. Toplu halde çocuklara saldırıp, çocukların ölümüne neden olan köpeklerle ilgili bir olayda savcılık gibi resmi bir kurum konunun bir köpek saldırısı olduğunu söylediği raporlar olsa bile “yok yok… Bu ölen çocuğa babası tecavüz etmiştir, çocuğu öldürüp suçu köpeklere atmıştır” gibi iğrençliğin ötesinde iftira atmaya çekinmeyecek kadar aşağılık bir kitle var. “insanlar hayvanlara tecavüz ediyor” diye feryat edip, sosyal medyadaki videolarında köpeğinin dilini yalayan, orasını burasını yalatan bir kitle var. 5199 sayılı kanun belediyelere kısırlaştırma görevi verdiği halde, bu köpeklerin kısırlaştırmalarını engelleyen; sonra da “5199 sayılı kanun uygulanmıyor” diyen bir kitle var. İnanın bana, Hz Muhammed dönemindeki Müşrikler bile bu kadar aşağılık değildi.

Peki sonra ne oldu? Yani Hz. Muhammed ve ona inananlar nasıl oldu da bu zulüm düzenini yıkıp, saadet asrı kurdular?

1)       Hz Muhammed “La İlahe, İllAllah!” dedi. Yani önce “İlah Yoktur” dedi ve tüm ilahları reddetti. Ardından da gerçeği yerli yerine oturttu : “İllAllah!” yani ‘Allahtan Başka’ Bunun önemi şurada.  Önce netleşilecek. “menat, lat kötü ama uzza da iyi gibi” falan demediler. Toptan, tümünü reddettiler. Buradan bizim anlayacağımız şey şudur. Cart der, curt kon fed, zırt, pırt ne varsa bu sorun için ister büyük olsun, ister küçük olsun; SORUNUN TARAFIDIR. Bir sorun, sorunu ortaya çıkaranlarla çözülemez.

2)      Hz. Muhammed’in ashabı, (arkadaşları) liderliği kendisinden öğrenmiş ve her biri unvansız lider olmuşlardı. Liderlik öğrenilebilen bir şeydir. (Liderlik nedir konusunda sizlere birkaç yazı hazırlayacağım. O zamana kadar, siz isterseniz araştırabilirsiniz.) Liderlik konusunda derinlemesine girmeyeceğim. Ama iki özellikten bahsetmek istiyorum. A – Lider emir veren değil hizmet edendir. B- lider, kendinden sonra organizasyona katılanlara liderliği öğretir ve onların da liderler yetiştirmesine yardım eder.  Böylece organizasyonun toplam kalite yönetiminden bahsedebiliriz.

3)     Vazgeçmemişlerdi. Hz. Muhammed ve arkadaşları asla vazgeçmediler. Doğru bildikleri yolda hiç vazgeçmediler. Hicret ettiler, savaştılar, açlıkla ve yoklukla mücadele ettiler, hor görüldüler fakat hiç vazgeçmediler.

4)     Aynı davaya inanan insanlar arasında hiçbir farklılıktan korkmadılar. Her kes farklılıklarıyla inandıkları dava uğruna mücadele ettiği için ayrılmadılar, dağılmadılar.

5)     Ahlaklı, doğru, yardımsever, hoşgörülü kişiler olup, davalarını anlattılar. Haklı dava yolunda ahlakla ve doğrulukla mücadele etmeleri, insanları Onlara yaklaştırdı ve sayıca büyüdüler. (Düşmanlarına bile kötü söz etmediler.)

6)     Davalarını, nedenlerini ve sonucunda yaşanacak olanları sürekli konuşarak gündemde tuttular.

7)      Manevi olarak bütünlük sağladılar.

Bu başlıklar mücadele sonunda nasıl başarılı olacağımıza dair bizlere yol haritası göstermektedir.

Kendisini rahmet ile andığımız Aliya İzzet Begoviç “biz öldüğümüz zaman değil, düşmana benzediğimiz zaman kaybederiz” demişti. Bu mücadelede bize kısa vadeli olarak kayıp sağlayacak olsa bile asla yanlış bir şey söylemeyeceğiz, asla iftira atmayacağız, asla beddua etmeyeceğiz, asla saldırıp linç etmeyeceğiz. Hak ile Batılın mücadelesinde hak tarafta isen, batıl taraf gibi davranmamak gerekir.

Bizlerin doğruları söyleyerek kaybedeceğimiz hiçbir şeyimiz yok. Ama bu köpekperest tayfanın kurduğu her şey yalan ve iftira üzerine. Yalanı ve iftirayı yıkarsa, ancak doğrular yıkar.

Ve unutulmamalıdır ki “Mazlumun ahı, indirir şahı” demişler. Mazlum olup bir süre acı çekmek, zalim olup sefa sürmekten iyidir. Çünkü insanın yazılımında “vicdan” denen bir kontrol mekanizması var. Hiçbir insan o kontrol mekanizmasını sonsuza kadar “sessiz mod”a alamaz.

Şimdi ayağa kalkıp, doğruları mütebessim bir yüz ile köpekperest olmamış insanlara anlatma zamanı. Köpekperestlerin yalanlarının doğrusunu anlatma zamanı. Sokaktaki başıboş köpekler nedeniyle mağdur olan insanlarla omuz omuza olmaz zamanı. “Zalime zalim, mazluma yanındayım kardeşim” deme zamanı. 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan : “Ben bu güne kadar halkın gücünden daha büyük bir güç tanımadım, Allah’tan başka” dedi. Sokaktaki vatandaş koca koca tankları durdurdu. (bunu siyasi bir taraf olarak yazmadım. Yaşanan bir vakadır diyerek yazdım. Bir tarafgirlik söz konusu değildir. Siyasete değil, davamıza odaklanalım)

Şimdi güler yüzle insanlarla buluşma, yalanların doğrularını anlatma, iftiraları ifşa etme, mağdur olanlara el uzatma zamanı. Emek vermeye hazır olanlar?

Devam edeceğiz.


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Putperestlik Bitti mi? Bölüm 08

  “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" ( Hristiyanların Kutsal Kitabı İncil'de Yuhanna 8:31'de bu söz yer alır. ) Bir arkadaşıma yazılarımı okuttum. Nasıl olmuş dediğimde : “seni tanımasam roman yazmışsın ama çok uçuk olmuş derdim” dedi. Evet. Bu bir roman olsaydı belki de her şey daha güzel olurdu. Bu yazılar toplanır ve belki bir gün roman olarak yayınlanır. Ama gerçeğin bu kadar pervasız olduğu kimseye malum olmaz. Bir önceki yazımızda nasıl bir mücadele yöntemi kullanmamız gerektiğinden bahsetmiştim . Bu köpekperestlere hiç yanıt vermeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Saçma sapan, deli saçması argümanlarına sessiz kalmak, maça 1-0 geriden başlamak demektir. Gerçi bu cevapların bazılarını daha önceki yazılarda yayınlamıştım. Ama toplu bir “ Saçma sapan argümanlara adam akıllı yanıtlar ” yazısı da şurada kenarda dursun. Bizler gelip hayvanların yaşam alanlarını işgal ettik               ...

NEDEN KÖPEKLERE TAPIYORLAR? Bölüm 01

                “Kalabalıkta en çok sesi çıkan oradaki en zayıf kişidir.” American Gangster  (Replik)       Mutlaka siz de rastlamışsınızdır. Sosyal medyada büyük harfle yazan, "Vijdan" yazan, başıboş köpeklerin sorun olduğun söyleyen her kese beddua eden tipler vardır. karşıtı olarak gördüğü her insana tehditler savuran bu kişiyi ya da kişileri hatırladınız değil mi? neden böyle yapıyorlar dersiniz? kendilerinin öne sürdüğü gibi "hayvan sever" oldukları için mi? haydi gelin, şu zavallıları biraz tanıyalım, örneklerle anlatalım.      Kişilik nedir? kaç çeşit kişilik vardır? bu sorunun yanıtını her insan kendince verebilir. Yok mu bunun bir net tarifi? Olmaz mı? var tabi. Buyursunlar efendim, Florance Littauer isimli yazar, bu sorunun yanıtını çok kapsamlı şekilde vermiştir. Kişilik denen şeyin "Efradını cami, Ayarını mani" tarifini verdiği kitabı "Kişiliğinizi Tanıyın"  sizlerin de bu konuyu etraflıca öğren...

Putperestlik Bitti mi? Bölüm 05

  “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.” Malcolm X Canisteistlerin saçma sapan argümanlarına yanıt verdiğimiz serimize devam ediyoruz. Bu beşinci yazı. Ama ne dediğimizi, nelerden bahsettiğimizi anlamak için lütfen bu serinin dana önceki yazılarımızı da okuyun. Yoksa “N’oluyo ya?” der kalırsınız.                 İşin rengi çok, ama çok belli aslında. Birileri, sermaye hareketleri arasındaki küçük boşluğu açtıkları sektör ile doldurmak için uğraşıyor. Normal şartlar altında bir sektör başlatılırken önce bir fizibilite raporları hazırlanır, üst düzey basın, iş dünyası, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları gibi   bazı organizasyonlara tanıtım toplantıları yapılır. Pazarlama ağları reklamlarla çalışmaya başlar, tüketici davranışları belirlenir, istatistik çalışmaları yapılır vesaire…                ...