Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır.
The Matrix üçlemesinin son filminde Neo ile Kahin arasında
geçen konuşmada, Kâhin’in Neo’ya söylediği söz.
Son günlerde “Nasıl başladı / nasıl gidiyor” ismiyle bilinen
bir fotoğraf ikilisi paylaşım akımı var. Kimi kullanıcılar da aynı şekilde
“Nasıl başladı / nasıl bitti” şeklinde bu tür paylaşımlar yapıyor.
Nasıl başladığını ve nasıl gittiğini zaten geride
bıraktığımız altı adet yazıda sizlerle paylaştık.
Ama nasıl biteceğini hiç konuşmadık diyebiliriz.
Başlangıcı anlatırken cahiliye dönemi Arap putperestliğine
atıf yapmış, benzerlikleri ve farkları anlatmıştık. Arap
putperestliğinin başlangıcını henüz okumadıysanız, mutlaka okuyun.
Nasıl biter? Bu konuda da yine Arap putperestliğinin nasıl
bittiğine bakarak yol haritasını görebiliriz.
Hz. Muhammed açıktan tebliğe başlamadan önce sayıları çok
olmayan küçük guruplarla birlikte sohbetler ediyordu. Yaşanan zulüm düzeninden
zarar gören, ezilen insanlara yardım eli uzatıyordu. Her zaman her yerde ve her
durumda doğruyu söylüyordu. Böyle yapmak tek yoldur. Çünkü hiçbir zulüm
yalansız yükselemez. Yükselen zulmün tek ilacı da güzel ahlak ve kararlı
duruştur. Bu konuda istediğiniz kadar örnek sayabilirim. Okuduğunuz masalları,
izlediğiniz filmleri, duyduğunuz gerçek hayat hikâyelerini hatırlayın. Mutlaka
aklınıza atasözleri gelecektir. “Haramın kalesi olmaz, Eşkıya dünyaya hükümdar
olmaz” ve pek çok atasözünün bize anlattığı şey şudur : “Zulm İle Abat Olanın, Ahiri Berbat Olur” yani zulüm ile
yükselen, sonunda sonu kötü olur.
Şu anda yaşadığımız ortamda neler oluyorsa,
daha azı da Cahiliye döneminde, Hz. Muhammed’in tebliğ yaptığı dönemlerde
oluyordu. İçinde bulunduğumuz zaman dönemi içinde gerek yalanlarla, gerek
tehditlerle, gerek bireyleri korkutarak yükselen ve yükselmekte olan bir kesim
var. Sokaktaki başıboş sokak köpeklerini paravan olarak kullanan ve bu işleri
ekonomik gelir kazanmak için kullanan bir kitle var, kurdukları şer örgütleriyle
korku salan bir kitle var. Yani bir zulüm örgütü var. Her yere yayılmış şekilde
hücre yapılanması ile çalışan, ama birileri bir yerde düğmeye bastığında eş
zamanlı ve birlikte hareket eden bir kitleden bahsediyoruz. Bir yerde bir
köpek, başka bir köpekle kavga ederek yaralandığında “ bunu insanlar yaptı”
diye yalan söyleyen bir kitle var. Bir köpek bir insana saldırıp yaraladığında
“Mutlaka köpeğe bir fenalık yapmıştır da, köpek kendini korumuştur” diye ve
görmediği bir olay hakkında peşin hüküm verip yalan söyleyen bir kitle var.
Toplu halde çocuklara saldırıp, çocukların ölümüne neden olan köpeklerle ilgili
bir olayda savcılık gibi resmi bir kurum konunun bir köpek saldırısı olduğunu
söylediği raporlar olsa bile “yok yok… Bu ölen çocuğa babası tecavüz etmiştir,
çocuğu öldürüp suçu köpeklere atmıştır” gibi iğrençliğin ötesinde iftira atmaya
çekinmeyecek kadar aşağılık bir kitle var. “insanlar hayvanlara tecavüz ediyor”
diye feryat edip, sosyal medyadaki videolarında köpeğinin dilini yalayan,
orasını burasını yalatan bir kitle var. 5199 sayılı kanun belediyelere
kısırlaştırma görevi verdiği halde, bu köpeklerin kısırlaştırmalarını
engelleyen; sonra da “5199 sayılı kanun uygulanmıyor” diyen bir kitle var.
İnanın bana, Hz Muhammed dönemindeki Müşrikler bile bu kadar aşağılık değildi.
Peki sonra ne oldu? Yani Hz. Muhammed ve ona
inananlar nasıl oldu da bu zulüm düzenini yıkıp, saadet asrı kurdular?
1)
Hz Muhammed
“La İlahe, İllAllah!” dedi. Yani önce “İlah Yoktur” dedi ve tüm ilahları
reddetti. Ardından da gerçeği yerli yerine oturttu : “İllAllah!” yani ‘Allahtan
Başka’ Bunun önemi şurada. Önce
netleşilecek. “menat, lat kötü ama uzza da iyi gibi” falan demediler. Toptan,
tümünü reddettiler. Buradan bizim anlayacağımız şey şudur. Cart der, curt kon
fed, zırt, pırt ne varsa bu sorun için ister büyük olsun, ister küçük olsun; SORUNUN
TARAFIDIR. Bir sorun, sorunu ortaya çıkaranlarla çözülemez.
2)
Hz. Muhammed’in
ashabı, (arkadaşları) liderliği kendisinden öğrenmiş ve her biri unvansız lider
olmuşlardı. Liderlik öğrenilebilen bir şeydir. (Liderlik nedir konusunda
sizlere birkaç yazı hazırlayacağım. O zamana kadar, siz isterseniz
araştırabilirsiniz.) Liderlik konusunda derinlemesine girmeyeceğim. Ama iki
özellikten bahsetmek istiyorum. A – Lider emir veren değil hizmet edendir. B-
lider, kendinden sonra organizasyona katılanlara liderliği öğretir ve onların
da liderler yetiştirmesine yardım eder. Böylece
organizasyonun toplam kalite yönetiminden bahsedebiliriz.
3)
Vazgeçmemişlerdi.
Hz. Muhammed ve arkadaşları asla vazgeçmediler. Doğru bildikleri yolda hiç
vazgeçmediler. Hicret ettiler, savaştılar, açlıkla ve yoklukla mücadele
ettiler, hor görüldüler fakat hiç vazgeçmediler.
4)
Aynı davaya
inanan insanlar arasında hiçbir farklılıktan korkmadılar. Her kes
farklılıklarıyla inandıkları dava uğruna mücadele ettiği için ayrılmadılar, dağılmadılar.
5)
Ahlaklı,
doğru, yardımsever, hoşgörülü kişiler olup, davalarını anlattılar. Haklı dava
yolunda ahlakla ve doğrulukla mücadele etmeleri, insanları Onlara yaklaştırdı
ve sayıca büyüdüler. (Düşmanlarına bile kötü söz etmediler.)
6)
Davalarını, nedenlerini
ve sonucunda yaşanacak olanları sürekli konuşarak gündemde tuttular.
7)
Manevi
olarak bütünlük sağladılar.
Bu başlıklar mücadele sonunda nasıl başarılı olacağımıza dair
bizlere yol haritası göstermektedir.
Kendisini rahmet ile andığımız Aliya İzzet Begoviç “biz
öldüğümüz zaman değil, düşmana benzediğimiz zaman kaybederiz” demişti. Bu
mücadelede bize kısa vadeli olarak kayıp sağlayacak olsa bile asla yanlış bir
şey söylemeyeceğiz, asla iftira atmayacağız, asla beddua etmeyeceğiz, asla
saldırıp linç etmeyeceğiz. Hak ile Batılın mücadelesinde hak tarafta isen,
batıl taraf gibi davranmamak gerekir.
Bizlerin doğruları söyleyerek kaybedeceğimiz hiçbir şeyimiz
yok. Ama bu köpekperest tayfanın kurduğu her şey yalan ve iftira üzerine. Yalanı
ve iftirayı yıkarsa, ancak doğrular yıkar.
Ve unutulmamalıdır ki “Mazlumun ahı, indirir şahı” demişler. Mazlum
olup bir süre acı çekmek, zalim olup sefa sürmekten iyidir. Çünkü insanın
yazılımında “vicdan” denen bir kontrol mekanizması var. Hiçbir insan o kontrol
mekanizmasını sonsuza kadar “sessiz mod”a alamaz.
Şimdi ayağa kalkıp, doğruları mütebessim bir yüz ile
köpekperest olmamış insanlara anlatma zamanı. Köpekperestlerin yalanlarının
doğrusunu anlatma zamanı. Sokaktaki başıboş köpekler nedeniyle mağdur olan
insanlarla omuz omuza olmaz zamanı. “Zalime zalim, mazluma yanındayım kardeşim”
deme zamanı. 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğan : “Ben bu güne kadar halkın gücünden daha büyük bir güç tanımadım,
Allah’tan başka” dedi. Sokaktaki vatandaş koca koca tankları durdurdu. (bunu
siyasi bir taraf olarak yazmadım. Yaşanan bir vakadır diyerek yazdım. Bir tarafgirlik
söz konusu değildir. Siyasete değil, davamıza odaklanalım)
Şimdi güler yüzle insanlarla buluşma, yalanların doğrularını
anlatma, iftiraları ifşa etme, mağdur olanlara el uzatma zamanı. Emek vermeye
hazır olanlar?
Devam edeceğiz.
Çok doğru.👏🏻
YanıtlaSil